Kadınların Bitmeyen Derdi: Selülit

Kadın erkek eşitliği, kadın hakları gibi kavramlar giderek daha derinlemesine irdeleniyor. Öyle ya da böyle kadınlar, erkeklerle uzlaşmanın bir yolunu buluyorlar; fakat genetik bile kadınlara adil davranıyormuş gibi görünmüyor. İnsan genetiğinin, kadınlara yaptığı haksızlıklardan biri de selülit.

İlk defa 1920’lerde ortaya atılan selülit kavramı kısaca; derideki, portakal kabuğunu andıran görünüme verilen addır. Selülitin bir hastalık mı, bir kusur mu, şekil bozukluğu mu olduğu yıllarca tartışılmış Fakat yapılan araştırmalar, ergenlik çağını aşmış kadınların %80-90 gibi, oldukça yüksek bir oranda, selülitten muzdarip olduğunu ortaya koymuş. Kimi durumlarda zar zor fark edilecek kadar hafif olsa da ileri boyutlarda kişinin yaşam kalitesini düşürebilecek düzeylere ulaşabiliyor.

Selülitin Nedenleri

Selülite neyin sebep olduğuyla ilgili birçok teori ortaya atıldı ve bu teoriler üzerinden çözümler üretilmeye çalışıldı. Fakat hepsi boşa gitti. Selülitle doğrudan ilgisi olduğu kanıtlanabilen tek şey östrojen hormonu. Zaten selülitin, yalnızca hormon bozukluğu olan veya bir sebepten östrojen hormonu almak zorunda kalan erkeklerde görülmesi de buna işaret ediyor.

Kadınlık hormonu dışında metabolizmadan deri altı bağ dokularına, kadınların cilt yapısının erkeklerden farklı olmasından kılcal damar dolaşımına, stresten yaşam tarzına kadar birçok şüpheli var.

Ayrıca genetik eğilim de selülit oluşumunda büyük paya sahip. Genetik bilimciler, selülite neden olan genin izini sürmeyi başardılar. Fakat sihirli bir formül ya da tedaviyle ortaya çıkmaları için daha uzun süre araştırma yapmaları gerekecek gibi görünüyor.

Selülitin Tedavisi Var mı?

Tek bir nedeni olmadığından selülit tedavisi, tedaviden ziyade, çok cepheli bir savaşa benzetilebilir. Fakat o kadar çok neden var ki, bir kadının bu nedenlerin hepsinden uzak durması olanaksız gibi görünüyor. Bu da kadınları, tıbbi müdahale ya da tedavileri tercih etmek zorunda bırakıyor. Bir dönem fazla kilo veya bölgesel yağlanma yüzünden olduğu düşünülen selülit sorununu, yağ aldırma ya da cilt gerdirme gibi müdahalelerin çözebileceği düşünüldü. Bazı bireylerde kısmi başarı sağlansa da bazı bireylerde, deri yapısına yapılan müdahale, durumu daha da kötü hâle getirdi.

Dr. Molly Wanner, 2008’de Harward Üniversitesi’nde yürüttüğü bir araştırmanın sonucunu, “Mevcut şartlar altında, selüliti tamamen giderebilecek bir çözüm bulunmuyor.” diyerek açıklamak durumunda kaldı.

Çeşitli masajlar, masaj yağları, bitkisel çözümler ve daha bir çok değişik seçenek, selülit sorununun dertli olanlara öneriliyor. Bunların bazıları, bazı kişilerde işe de yarıyor. Bunların dışında, selüliti engellemenin ya da azaltmanın yolları arasında en emin ve güvenli olanı, düzenli spor yapmak gibi görünüyor. Günümüz yaşam şartlarında bir insana, “stres olma” demek, pek işe yarar bir öneri değil. Ancak spor yaparken salgılanan hormonlar, stres hormonlarının etkilerini azaltabiliyor veya tamamen bastırabiliyorlar. Ayrıca alt gövdeyi çalıştıran egzersizler, buradaki bağ dokularda ve kaslarda sıkılaşma sağlayabiliyor. Yine egzersiz sırasında, kan dolaşımının bu bölgede yoğunlaşması, kılcal damar dolaşımına da katkı sağlıyor. Böylece yalnızca egzersiz yaparak 4-5 nedeni ortadan kaldırmış oluyorsunuz.

Evet, selülit, acımasız bir düşman olabilir. Ama hedefini belirlemiş ve azmetmeye karar vermiş kadınlar, her şeyin üstesinden geldikleri gibi, bunun da üstesinden geleceklerdir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir