Ağrıları azaltmak için neşenizi arttırın

Hepimiz dönem dönem çeşitli ağırlar çekeriz ve bu ağrıların neden başlayıp neden kaybolduğunu da çoğu zaman bilmeyiz. Bunun nedeni ağrıların tek sebebinin fiziksel nedenler olmamasıdır. Psikolojik durumumuz, stres seviyelerimiz dış etkenlerin üzerimizdeki etkileri gibi birçok nedende dolayı başlayan bazı ağrılar, başladığı gibi kendiliğinden yok olur. Bu sebepsiz ağrıların tedavisinde genel anlamda ne kadar neşeli olduğumuz da etkili olabilmektedir.

 

Nefes almak, canlı olmak anlamına gelen Spiritüalite, kronik ağrıların azaltılması ve kontrol altına alınmasında önemli bir kavram. Öyle ki yapılan çalışmalar, stresle baş etmede, hastalığın iyileşmesinde, depresyonun giderilmesinde, madde bağımlılığının önlenmesi ve bırakılması gibi birçok hastalıkta spiritüalite önemli bir yere sahip.

İnsanlar için yaşamda en ürkütücü şey hayatının kalan kısmını ağrılar içinde geçirmek olsa gerek. Eski çağlardan beri ağrıya çare arama, insanoğlunun önemli uğraşları arasında olmuştur. Gerekçeleri farklı farklı olsa da ağrılar kişinin yaşamını olumsuz etkilemekle birlikte yaşamı da çekilmez hâle getirebilmekte çoğu zaman.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, ağrının sadece doku hasarının bir göstergesi değil, aynı zamanda baş etme yetenekleri, sosyo-ekonomik durum, kültürel geçmiş, psikolojik değişkenler, entelektüel durumlardan etkilenen karmaşık bir kavram olduğunu söyledi.

Kronik ağrının kontrolünde yer alan farklı uzmanlık alanlarına sahip ekiplerin yalnızca psikososyal alandaki uzmanlıklarıyla gündeme geldiğini belirten Kaptan, çoğunlukla spiritüel gereksinimlerin kısıtlı olarak ele alındığını ifade etti.

Kaptan, kronik ağrının kontrolü için, psikososyal-spiritüel modelin birleştirilmesinin gerektiğini, kaydetti.

“Spiritüalite”, Latince “spiritus”tan gelmektedir; “nefes almak”, “canlı olmak” anlamındadır. Daha geniş tanımıyla hayatı hissetmektir. Spiritüel değerler ve inançlar bir varlık ya da güce inancın çok ötesinde bir olgudur ve sağlık, hastalık, ölüm, günah, ölüm sonrası yaşam ve başkalarına karşı sorumluluk konularındaki inançları içerir.”

Prof. Dr. Kaptan spiritüalitenin birçok hastalıkta önemli bir kavram olduğunun da altını çizdi.

“Spiritüalite, stresle baş etmede, hastalığın iyileşmesinde, depresyonun giderilmesinde, madde bağımlılığının önlenmesi ve bırakılmasında, kalp hastalıklarında ve yüksek tansiyonu önlemede ağrı gidermede, engelleri düzeltmede ve mortalitede azalmayı sağlamaktadır, çalışmalar bunu göstermektedir. İnsanın spiritüel yönü, fiziksel, duygusal, sosyal yönü kadar önemlidir ve bu boyutlarla ilişkilidir. Bu nedenle göz ardı edilmemelidir. Yaşamı tehdit eden bir hastalığı olan bireylerin varoluş mücadelesi, onların kendilerini iyi hissetmelerinin temelini oluşturur. Kanserli hastalarla yapılan başka bir çalışmada yüksek düzeyde spiritüel iyiliğin önemli derecede fiziksel semptomların tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir.”

“Kronik hastalığı olanlarda yapılan bir çalışmada hastaların yedi spiritüel gereksiniminin karşılanmasının, çoğunlukla korkunun giderilmesi, hayatın anlam bulması ve umutların artarak kendilerini dinç hissetmelerini sağladığı bildirilmiştir. Kronik ağrısı olan kişiye güç ve ümit veren, yaşamın anlamını sağlayan değerler sisteminde bozulma bireyde spiritüel distres olarak tanımlanabilir.”

Prof. Dr. Gülten Kaptan hastaların spiritüel yönelimlerine ilişkin ifadeleri ve davranışlarına ilişkin de şunları söyledi.

“Hastanın Allah’a inancı, dua etme, dini mekânlar (cami, kilise vb), dini liderler hakkındaki ifadeleri, Spiritüel kitaplar (Kuran, İncil vb) ve sembollerin (muska, haç vb.) bulunması, cesaretsizlik, anksiyete, her zamanki spiritüel uygulamalara katılmasındaki yetersizlik, isteksizlik, ağlama, suçluluk ifadesi, spiritüel güveninin azalması, değer sistemlerini inkâr etme, reddetme, yaşamın anlam ve amacını kaybetme, umudunu, spiritüel inancını kaybetme, sevdikleriyle görüşmeyi, tedaviye katılmayı reddetme, ölmek istediğini ifade etmesi.”

Hayatın kalan kısmını ağrılar içinde geçirmek son derece ürkütücüdür, diyen Kaptan, kronik ağrıların ortaya çıkışında en önemli faktörün organik bir neden olsa da ağrının gelişmesine psikolojik, sosyal ve spiritüel faktörlerin etki ettiğini söyledi.  Kaptan;

“Feedback yoluyla sisteme geri dönüp psikolojik ve davranışsal reaksiyonlara yol açarak ağrının daha da kötü algılanmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, spiritüel bakım, hastanın dini uygulamaları, kişisel inançları, değerlerini destekleyen tüm bakımlar önemsenmeli ve göz ardı edilmemelidir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir